AYILMA KARESİ

Aygın baygın yatanların, bakanların fotoğrafları her yeri süslüyor.

ALTAN ÖNCEL

Köşe Yazıları   A+a-

 Prof. Dr. Ali Osman Özcan

 

            Aygın baygın yatanların, bakanların fotoğrafları her yeri süslüyor. Henüz uykulu gözlerle koşup duranlar, dolap beygiri gibi dönüp duruyor. “Bu programda sanal reklam uygulaması yapılmaktadır” diye alt yazı geçen televizyon programları, seyircilerin dikkatini çekme peşinde. Olmayan bir şeyi varmış gibi gösteren gösterene. Yirmi beşinci kare masalıyla milleti uyutan uyutana. Dikkatimizden kaçan bir şey varmış gibi uyurken yabancı dil öğreteceğini ileri süren şirketlerin ilanları peş peşe. Bütün bunlar, insanları ayıltacak yerde bayıltıcı bilinci doldurup durmakta. Dolayısıyla vatandaşın bilinci aygın baygın olmaktan başka çare bulamamakta.

            Çaresizliğe düşmüş, gözü her şeyden yılmış insanlara umut verecek, onlara başarılı olabileceklerini söyleyecek ne kurum ne kuruluş var. Herkes onlara başarısızlığın acı ilacını bal sürerek yutturma derdinde. Çaresizlik içinde ilacı yutmamaya direnenler hain ilan edilerek yapayalnız bırakılmakta. Yürümeyen işleri, çalışmayan fabrikaları, zaman hovardalığı yapanları çapaçul çalışma düzeniyle düzelteceklerini zannedenler baş tacı edilmekte. Boş vakit seminerlerinde, tembelliği mutluluk zannedenlerin propagandaları başını almış gidiyor. Gönüllü olarak çalışma yerine zorunlu olarak çalıştırılanların sürekli baygınlıkları fabrikalarda verimi düşürüyor diyenler, onların kamçılanmasını, mahmuzlanmasını isteyip duruyor. Daha sonra aynı kişiler hava değiştirip insan hakları ve adalet kavramını vurgulamaya başlıyor.

            İşi yönetmekle, işi ve işini yürütmek aynı anlama geldiği için bazı zihinler şok geçiriyor. Çıkmaz sokaklarda geçit bulacaklarını zanneden düşünceler, yaratıcı düşünce oldukları iddiasını gündeme getirmekte. Bir kurumda işe başlayan birisi bir numara olmanın hayali ve hevesiyle yanıp tutuşurken, bir numara olmak için hiçbir direnç göstermeyerek bayılma numarası yapmayı tercih ediyor. Bir bardağın bir bardaklık su alacağını bilmeyenler, derya deniz olarak toplumun önüne çıkmayı marifet saymaktalar. Barut fıçılarını açarak ısınmak için bu fıçıların üstünde ateş yakanlar, ayılma karesinde boy boy fotoğraflarını göreceklerini zannetmekte.

            Ayılmanın karesi yaşam sorunlarına çare bulabilme gücünün karesiyle doğru orantılıdır. Bazı zihinler bu orantıyı bilmediklerinden orantısız düşünceleriyle kendi düşüncelerini arşınladıklarını ileri sürmekteler. Bile bile kendi kaderlerini çaresizliğe terk edenler, dertlerine çare bulduklarını acı deneyimleriyle öğrenmek zorunda kalmaktadırlar. Her hangi bir konuda doğru dürüst bilgisi olmayanlar yaptıkları işlerdeki patlamalar yüzünden ölüp gitmektedirler. Çünkü eksik bilgi, kusurlu bilgi, sahte bilgi saatli bir bomba olup patlatıldığında çevresindeki herkesi öldürür. Yaşamda avcı olduklarını zannedenler, besili hayvan avlama amacıyla çıktıkları yolda avladıkları etsiz-butsuz canlıları görünce bayılırken ayılmaktadırlar. Ayılma karesinin içinde fotoğrafı olanlar, hacı yatmaz oyuncaklarından farklı değillerdir.

            Zonguldak ilimizin Karadeniz Ereğli ilçesindeki güzellikleri göremeyen, kuşların müziğini duymayan nicelerine rastlamak mümkündür. Bunların içinde hırsın zirvesinde tur atanlar, “Bir baş olayım da ne başı olursa olsun” diyenler, başkalarının sırtından kolayca geçineceğini zannedip kendi zekâlarını dünyanın en üst zekâsı zannedenler vardır. Fakat bölgemiz insanı artık hacı yatmaz değil, külyutmaz olmuş ve ayılma tutumu göstermeye başlamıştır. Milletimizin kapalı ve uykulu bilinçten ayılıp bilinçli bir tavırla seçim yapacağına güvenimizde tamdır. Ayılma karesi değil, bayıltma sahneleri medyada kendini gösterecek, kendi sırtından geçinmek isteyenleri sırtından aşağıya atacaktır.

 

Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
BU İÇERİK FACEBOOK YORUMUNA AÇIK DEĞİL!
son gelişmeler
öne çıkanlar